Birinci Dünya Savaşı ve Kürtler

Kürtlerin uzun zamandır güçlerini ve kaynaklarını tüketerek katıldıkları
çatışmalar, milliyetçi Kürt hareketini zayıflatmıştı. Kürtlerin, Ermenilerin trajik
sonlarında oynadıkları rol, şimdi savaşın olası tehlikelerini göğüsleyebilmek için
Türklere yakın durmaları gerektiriyordu: Bununla birlikte, sürgünde yaşayan Kürt
milliyetçilerinden oluşan küçük bir grup, bağımsız bir Kürdistan için çalışmayı
sürdürdü. Bu insanlar yüzlerini, savaşta Osmanlı’ya karşı savaşan iki güce, İngiltere
ve Rusya’ya çevirmişlerdi

Birinci Dünya Savaşı’na yaklaşıldığı yıllarda, doğunun bir başka bölgesi olan
Bitlis`te ulusal direniş gündeme girmişti. Rusya`nın Bitlis Başkonsolosu Çirkov,
1912 yılının Temmuz ayında hazırladığı bir raporda, Kürt halkının genel durumuyla
ilgili olarak şunları yazıyordu:
Kürtler arasında ulusal bir ruh ve uyanış var ve bu durum, giderek ülkenin
tüm sakinleri arasında yaygınlaşıyor. Kürtler Bitlis ve diğer kentlerde yabancı
boyunduruğundan kurtulmak istiyorlar. Bunun için de Siirt kentinde, Xerzan
(Garzan) ve Botan`da; Bitlis`te, Hizan ve Mutki`de, Diyarbakır kentinde;
Mardin, Nusaybin, Midyat, Cizre, Silvan`da; Musul kentinde, Zaho, Süleymaniye ve Kerkük`te; Van ilinde, Başkale, Dısbılkın ve Gürcan’da
başkaldırıp devlet kurumlarına, silaha ve zahireye el koymak ve bölgede bir
Kürt hükümeti kurmak istiyorlar

2 Kasım 1914’te Rusya, Osmanlı imparatorluğuna savaş açınca, Kürtler sanki
kader tarafından itilmişler gibi Kuzeydeki büyük Hıristiyan devlete ve onun
müttefikleri olup da kendi içlerinde yaşayan Ermenilere ve Asurlulara karşı başlayan
çarpışmalarda Müslümanların safında yer aldılar. Bunun sadece bazı istisnaları
vardı

. Birinci Dünya Savaşı’nın Kürt halkına maliyeti büyüktü. Çarpışmaların
gerçekleştiği bölge, kuzeyde Sarıkamış’tan güneyde Mukri’ye; doğuda Erzurum’dan
ve batıda Erzincan’a kadar uzanıyordu. Bu bölgedeki birçok yer, yerleşimcileri
üzerinde korkunç sonuçlar doğuracak şekilde birkaç kez el değiştirdi. Türk tarafının
gayreti cihat çağrısıyla ateşlenmişti. Rus ordusuna hizmet eden Ermeni ve Süryani
yardımcı birliklerinde de benzer hisler mevcuttu

.
Birinci Dünya Savaşı’na giren Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşın
neticesinde fiilen dağılmakta olduğu bir sırada Kürt talepleri somut bir şekilde dile
getirilmişti. Kürtlerin önde gelen ve kendi yaşadıkları bölgelerde sözü geçen ailelere
mensup bireyleri, düzenli eğitim görmüş Kürt gençleri ve Batı’daki milliyetçi
girişimden etkilenmiş olan Kürt okumuşları Mondros Mütarekesi’nin imzalanması
ile birlikte aktif olarak siyasi hayata katılarak Kürt derneklerini oluşturmuşlardı

.
Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar Kürtlerin çoğunluğu Osmanlı
İmparatorluğu’nda, geri kalanı İran’da yaşıyordu. Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Bitlis,
Dersim, Diyarbakır, Hakkari, Musul, Mamuretülaziz (Elazığ) ve Van vilayetleri ile
Urmiye Gölü’nün batısından İran’ın Kuzistan bölgesine kadar uzanan bölge, çok
büyük ölçüde Kürtlerin yerleşik olduğu bölgelerdi. Bu bölgelerde Kürtler, feodal
aşiretler halinde Osmanlı ve Pers imparatorluklarının tebaası olarak yaşıyorlardı.
Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Ortadoğu haritası bütünüyle yeniden çizildi.
1920’lerin ortalarına gelindiğinde pek çok Kürt Türkiye Cumhuriyeti’nde -İngiliz ve
Fransız mandası altında kurulan iki yeni Arap devleti olan- Irak ve Suriye’de ve rejim
değişikliğinden sonra İran’da yaşıyordu. Küçük bir Kürt topluluk, kendisini Güney
Kafkasya’da Sovyet yönetimi altında buldu

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

DMCA.com Protection Status